Doğum Anında Eşinin Yanında Bulunmamak Boşanma Sebebi Olarak Sayılacak

Doğum her bebek bekleyen çift için oldukça özel bir an. Annelerin muhtemelen hiç unutamayacağı bu an öyle önemli ki artık doğum anında annenin yanında olmamak kişilik hakları ihlali sayılıyor ve boşanma nedeni olarak kabul ediliyor. Detaylar haberimizde. ?

UYARI: İçerikte kullanılan görseller temsilidir!

Kaynak: https://www.iha.com.tr/kayseri-haberl…

Kayseri Barosu’ndan Avukat Alperen Sunulu, evlilikteki yükümlülüklerin yerine getirilmemesinin kişilik haklarının ihlaline yol açabileceğini söylüyor.

Sunulu evliliğin, tarafların hayatlarını birleştirmeyi taahhüt ettikleri, iyi ve kötü günlerde birlikte olmayı vaat eden bir hukuki kurum olduğunu ifade etti.

Avukat Sunulu, Yargıtay’ın 2020 tarihli bir kararına atıfta bulunarak, doğumda eşinin yanında olmayan kişinin ağır kusurlu sayılabileceğini ve bu durumun boşanma davalarında önemli bir rol oynayabileceğini vurguladı. Bu karar, yerel mahkemenin manevi tazminat talebini reddetmesi üzerine bozulmuştu.

“Eşinin yanında olmayan ağır kusurlu sayılıyor.”

Sunulu, Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen manevi tazminat hükümlerini de gündeme getirdi. Bu maddenin, kişilik haklarının zedelenmesine neden olan bir davranışın varlığını ve bu davranışın kusurlu bir taraf tarafından gerçekleştirilmiş olmasını gerektirdiğini belirtti. Sunulu, bu unsurların dikkatlice değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

“Evlilikte eşlerin birbirine karşı olan yükümlülüklerini vardır ve bu yükümlülüklerin ihlal edilmesi kişilik hakları zararı niteliği taşır.”

Sunulu’nun açıklamaları, evlilikteki yükümlülüklerin önemini ve bu yükümlülüklerin ihmal edilmesinin hukuki sonuçlarını vurgulamaktadır. Bunun yanı sıra, bu tür durumların kişilik haklarını zedeleyebileceğini ve bu nedenle manevi tazminat taleplerine yol açabileceğini belirtmektedir.

Özellikle, eşin doğum sırasında yanında olmamasının, yükümlülüklerin ihlal edilmesi ve sonucunda kişilik haklarının zedelenmesi örneği üzerinde duruluyor.

Avukat Sunulu yazısında; ‘Evlilik birliği, eşler arasında belirli yükümlülüklerin yerine getirilmesini gerektirir. Bunlar arasında birlikte yaşama, iyi ve kötü günlerde birbirine destek olma ve birbirine yardımcı olma gibi unsurlar bulunuyor. Eğer eşler bu yükümlülükleri ihlal ederler ve bu durumdan diğer taraf zarar görürse, kişilik hakları zedelenmiş olur.’ diyor.

Kişilik hakları, bir bireyin toplum içindeki saygınlığını koruyan değerlerin tümünü kapsar.

Bu değerler, sosyolojik ve hukuki anlamda, eşlerin birbirine yardımcı olmak ve güven ilişkisi kurmak için hayatlarını birleştirdikleri bir evlilikte zarar görürse, kişilik hakları zedelenmiş olur. Örneğin, bir eşin, doğum gibi önemli bir anında diğer eşinin yanında olmaması, kişinin iç huzurunu bozar ve toplum içindeki yerinin sorgulanmasına neden olur. Bu durum, kişilik haklarının zedelendiği anlamına gelir.

Kişilik haklarının zedelenmesi, sadece belirli bir eylem sonucu oluşan bir durum değildir.

Bir eşin, diğer eşine hakaret etmesi veya onu rencide etmesi gibi bir eylemle veya evlilik birliği içerisindeki yükümlülüklerine uymayarak, yani sadakat yükümlülüğünü ihlal ederek, eşine yardımcı olmayı ihmalkarlıkla da kişilik hakları zedelenebilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx