Eğitim-Sen Başkanı Kurul: Otoriter ve tektipleştirici bir eğitim yapılıyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı AKP seçim beyannamesinin “eğitim” bölümünde dikkat çeken bir vaat yer aldı. Beyannamadeki “Okul öncesinden ortaöğretime kadar tüm kademelerdeki eğitim programlarında müfredatın geneline ‘değerler eğitimini’ entegre etmek” vaadi, iktidarın önceki dönemlerde “değerler eğitimi” adı altında tarikatlarla eğitimde işbirliği yapma projelerini akıllara getirdi.

NURCU VAKIFLA İMZA

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB); 2014’teki 19. Milli Eğitim Şûrası’nda okul öncesi ve ilkokul programlarında “değerler eğitiminin etkin bir şekilde yer verilmesi” ve “liselerde din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin iki saate çıkarılması” kararı alırken 2015’te Nurcu Hizmet Vakfı ile değerler eğitimi için protokol imzaladı. Söz konusu protokol kapsamında, değerler eğitimin dokuz konu ve seminer şeklinde olup “sabır”, “ölüm ve ötesi”, “inancın bireysel ve toplumsal hayata etkileri”, “dua ve ibadetin hayatımızdaki yeri” ve “peygamber sevgisi” gibi konular yer aldı.

İlerleyen süreçte MEB, dini konuları içeren bu protokolü 2017’den itibaren üç yıl süreyle uzatma kararı alsa da Mart 2019’da Eğitim-Sen’in konuyu yargıya taşımasıyla Danıştay 8. Dairesi protokolün yürütmesini durdurdu. Ancak MEB, Eylül 2019’da Nurcu Hizmet Vakfı ile protokolü “sessiz sedassız” uzattı. 2021’den itibaren ise okullarda, Diyanet ile protokol imzalandı ve “değerler eğitimi” gösterildi.

‘SİYASİ VE TİCARİ’

AKP’nin vaadini Cumhuriyet’e değerlendiren Eğitim-Sen Genel Başkanı Nejla Kurul, değerler eğitimi kapsamındaki projeleri “dindar ve kindar nesillerin yetiştirme” amacının bir parçası olarak değerlendirdi. İktidarın sürdürdüğü bu eğitim politikasını şimdi programlarına yerleştirdiğini vurgulayan Kurul, şöyle konuştu:

“Tüm eğitim kurumları zorunlu, seçmeli din dersleri ve değerler eğitimi kapsamında İslamın sünni mezhebi üzerinden bir eğitim kurgulanarak otoriter ve tektipleştirici bir eğitim yapılıyor. Cemaat ve vakıflarla protokoller üzerinden sürdürülen değerler eğitiminin “hem siyasi hem ticari yönden bakılması” gerekir. Protokoller kanalıyla devletin vergiler yoluyla oluşturduğu havuzun MEB’e ayrıldığı kısmından önemli kaynaklar vakıf ve cemaatlere aktarılıyor. Bu durum laikliğe aykırıdır.”

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*