Antik Yunan’dan Günümüze Yaptıkları Katkılara Rağmen Adını Belki de Hiç Duymadığınız Ünlü Matematikçiler

Eski çağlardan günümüze kadar bilime ve tarihe yön veren sayısız isim oldu. Hepsini bilmemiz mümkün değil elbette ancak biz yine de kültürünüze kültür katalım diye adı fazla bilinmeyen, başarılı ve ünlü 5 matematikçiyle sizi tanıştıralım istedik. Buyurun içeriğimize…? ?

Kaynak: https://www.sciencefocus.com/science/…

1. Muhammed al-Khwarizmi (780-850)

M.S. 800’de Halife Harun al-Rashid, farklı kültürlerden yazıların Arapça’ya çevrildiği bir kütüphane olan ‘Bilgelik Evi’ni kurdu. Bağdat bir bilim ve ticaret merkezi haline geldi. Alimleri arasında Muhammed ibn Musa al-Khwarizmi, Özbekistan’da doğan, tarihin en çok satan matematikçi yazarı.

On Calculation With Hindu Numerals, al-Rashid’in oğlu ve varisi al-Ma’mun’un emri üzerine yazılmış popüler bir matematik kitabıydı. Latince çevirisi, Orta Çağ Avrupa’sını sadece on sayı sembolü kullanarak aritmetik yapmanın önünü açtı. Latince’de adı ‘Algoritma’ oldu ve sistematik hesaplama prosedürlerine algoritmalar adı verildi.

Bilgisayar yazılımında somut bir şekilde görülen algoritmalar artık gezegeni yönetir hale geldi.

İnternete sevimli kedi videoları göndermeye, kredi notunuzu hesaplamaya, size hangi kitapları satmaya çalışacaklarına karar vermeye ve dolandırıcıların çevrimiçi bankacılık şifrenizi çalmalarına yardımcı olmaya başladı. 🙂

İkinci şaheseri, al-Kitab al-mukhtasar fi hisab al-jabr wal-muqabala olan hesaplama üzerine kapsamlı bir kitaptı.

Latince ‘cebire’ çevrilen ‘cebr’, başlı başına bir kelime ve matematik konusu haline geldi. Khwarizmi, semboller kullanmadı ancak temsil ettikleri sayıları düşünmek yerine cebirsel ifadelerin kendi başlarına nasıl kullanılacağına odaklandı.

2. Nikolai Ivanovich Lobachevsky (1792-1856)

Lobachevsky bize Öklid’in geometrisinin mümkün olan tek tür olmadığını ve uzayın belirli bir geometrisi olmayabileceğini öne gösterdi. Batı Sibirya’da, Kazan’da büyüdü. Üniversitede öğretim görevlisi oldu ve burada açık sözlü ve bağımsız tavrıyla yöneticilerle sürekli uğraşıyordu. Ancak dönemin çarı, bir kolera salgını ve yangınla başa çıkma konusundaki becerisinden dolayı ona bir teşekkür mesajı gönderdi.

Kırk yaşındayken, genç ve zengin bir kadın olan Leydi Varvara Moiseeva ile evlendi. Lobachevsky’lerin on sekiz çocuğu, lüks bir evi ve aktif bir sosyal yaşamları vardı.

En büyük keşfi, paralel çizgilerin garip biçimde olduğu ve bir üçgenin açılarının 180 derece çıkmadığı ‘Öklit dışı geometriydi’.

Fikirleri o dönemlerde tamamen saçmalık olarak görüldü ve Lobachevsky, keşiflerinin kabul göreceğinden habersiz, kör ve yoksulluk içinde öldü.

Sonraki nesiller, Öklid dışı geometrinin, uzayın doğal geometrisi olduğunu fark ettiler. Lobachevsky matematikte devrim yarattı ve fikirleri tüm konuya yayıldı. Albert Einstein’ın yer çekiminin bir kuvvet değil, uzayın eğriliği olduğu ‘Genel Görelilik Kuramı/Teorisi’ de bu devrimi takip etti.

3. Augusta Ada King-Noel (later known as Ada Lovelace) (1815-1852)

Şair Lord Byron, kızı Ada’nın doğumundan sonraki birkaç ay içinde İngiltere’den bir daha dönmemek üzere ayrıldı, ancak onunla her zaman iletişim halinde kaldı. Üst sınıf bir İngiliz olarak yetiştirilmenin avantaj ve dezavantajlarını gören Lovelace, 1833’te matematikçi Charles Babbage ile bir partide tanıştı.

Hayatı, güçlü hesaplama makinelerinin tasarımı ve inşası üzerine kurulu olan Babbage’ın en iddialı olduğu konu ‘analitik motordu’ (çarklardan, kaldıraçlardan ve mandallardan birleştirilerek yapılması amaçlanan programlanabilir bir bilgisayardı; aynı zamanda ‘steampunk’ bilim kurgu türünün arkasındaki ilham kaynağıydı.)

İngiliz hükümeti milyonlarca Sterlin harcadı, ancak hiçbir zaman bu bilgisayar yapılmadı.

Yine de, bilgisayar devrimini ateşledi. Ada, makineyi belirli hesaplamaları yapacak şekilde nasıl kuracağını gösteren bir açıklama yazıyordu ve makinenin potansiyel çok yönlülüğünden fazlasıyla etkilendi. Aritmetik sadece başlangıçtı. 

’Örneğin, armoni ve müzikal kompozisyonun temel ilişkilerinin bu tür bir ifadeye duyarlı olduğunu varsayarsak motor, herhangi bir karmaşıklıkta ayrıntılı ve bilimsel müzik parçaları oluşturabilir.’ şeklinde bir programcı gibi yazıyordu. yazılarını.

Ada genellikle ilk bilgisayar programcısı olarak görülür, ancak bu tartışmalıdır.

Yapay zekanın vizyoner bir öncüsü olduğu iddiaları da var. Ancak kesin olan bir gerçek varsa o da Babbage’ın çalışmalarını teşvik etmedeki yadsınamaz önemi. Öyle ki kendisi Lovelace’a ‘Sayının Büyücüsü’ diyordu.

4. Sofia Kovalevskaia (1850-1891)

Kovalevskaia’nın Rus İmparatorluk Ordusu’nda bir General olan babası, St Petersburg yakınlarında bir kır mülküne sahipti. Ev yeniden dekore edildiğinde, duvar kağıtları bitti, bu yüzden eski bir matematik kitaplarından sayfalar kullandılar. Sofia anlamlarını anlamaya çalışarak ve bu gizli sembollere bakarak saatler geçirdi ve matematikçi olmaya karar verdi.

Rus kadınlarının üniversiteye gitmesine izin verilmiyordu ancak kocalarının izniyle yurt dışında okuyabiliyorlardı.

Böylece Sofia, paleontolog Vladimir Kovalevskii ile ‘hayali bir evlilik’ yaptı. Siyasi görüşleri nihilistti; düşüncelerine göre, hükümet ve yasa gibi rasyonellikten yoksun herhangi bir sözleşmeyi reddediyorlardı.

1870’te seçkin bir matematikçi olan Karl Weierstrass’ın yanında okumak için Berlin’e taşındı. Üniversite onu kabul etmeyi reddettiğinde, Weierstrass ona özel dersler verdi.

1874’e kadarki süreçte, matematiksel fizikte yaygın olarak kullanılan kısmi diferansiyel denklemler hakkında önemli bir sonuç olan üç üst düzey araştırma makalesi yazdı.

Rusya’ya döndüklerinde Kovalevskiiler korkunç sonuçlanan bir iş girişiminde bulundular ve sonunda Vladimir kendini öldürdü. Bu işteki başarısızlığa rağmen Sofia, Avrupa’da resmi akademik görevde bulunan tek kadın oldu; Stockholm Üniversitesi’nde çalışmaya başladı.

Günümüzde, ‘Kovalevskaia tepesi’ olarak adlandırılan katı bir cismin dönmesi için yeni bir çözüm yolu keşfetti. Bunların yanı sıra, A Russian Childhood, Nihilist Girl romanlarını ve Anna Carlotta Edgren-Leffer ile birlikte iki oyun kaleme aldı.

5. Emmy Noether (1882-1935)

Emmy Noether’ın babası Max, önemli bir matematikçiydi ve Emmy de onun yolundan gitti. Erlangen Üniversitesi’nde 986 kişi arasında sadece iki kadın öğrenci vardı ve derslerine katılmak için bireysel profesörlerden izin almak zorunda kalıyorlardı.

1904’te kurallar değişti ve Noether, cebirin bir alanı olan ‘invaryant teori’ alanında doktora yaptı.

David Hilbert, Einstein’ın İzafiyet Teorisi’nden esinlenerek matematiksel fiziğe geçiyordu.

İnvaryantlar konusunda uzman biriyle çalışmak istiyordu ve Noether bu iş için fazlasıyla uygundu. Kısa bir süre içinde iki temel sorunu çözdü. Ayrıca, fiziksel bir sistemin simetrilerini ‘sakınım yasaları’ ile ilişkilendiren, şimdi ‘Noether Teoremi’ olarak bilinen önemli bir sonucu kanıtladı. (Örneğin, fizik yasaları uzayın dönüşleri altında simetriktir. Teorem bu simetrileri ‘Enerjinin Korunumu Yasası’ ile ilişkilendirir.)

Noether, daha sonra, tüm matematiksel yapılarda genel bir aksiyomatik yaklaşıma ihtiyaç duyulduğunu vurgulayarak ‘modern/çağdaş soyut cebiri’ kurdu.

Ayrıca cebirsel topolojinin temel kavramlarını bugün kullandığımız biçimde yeniden yorumladı.

Albert Einstein, New York Times’da: 

‘Noether, kadınların yüksek öğreniminin başlamasından bu yana şimdiye kadar var olmuş en önemli matematik dehasıydı.’

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir